
-Yazıda bulunan bi' şeyle ilgili resim.
| Öncelikle şunu artık itiraf etmek istiyorum; kendi kendime düşünürken, davranırken ve özellikle de bi' şeyler yazarken, sadece üç farklı kişilikten çıkabilecek, üç tane fikir geliyor aklıma. Hangisi daha baskın çıkarsa onu uygulamaya koyuyorum genelde.
| Hatta adları da var; Mahmut, Emre ve Yılmaz. Burada "edebiyat yapıyorum" kisvesi altında zırvaladıklarımın çoğu "Yılmaz"a ait mesela. "Mahmut"u tanımak isteyenler de, Facebook'umda notlar kısmına baksın.
| Bu blogda yazılanlarda böyle tutarsızlıklar olmasının nedeni bu işte.
| Ha Emre'ye n'oldu diyorsan... "Uhm..Ah...this is your pilot speakin'..."
=> Hey psst... Şuna da bak http://www.youtube.com/watch?v=f0anaCNDvGo
* Bu sabah "sımsıcak" bir aile ortamıydı banliyö. İç içe geldik. Hatta 'trilyon' olan sayımız, bilmem kaç katına çıkıp 'zibilyon' olmuştu indiğimizde.
* Biştim.
* Üremeyin lan biraz! Tamam; kapitalist sistem (*klişe detected*) bize "her şeyden; daha fazla."yı dayatıyor ama destur! İnsanın daha fazlası da istenir mi?!
| Siz o poğaçanın (itiraf ediyorum, gidip yazım kılavuzundan yazılışına baktım) içine iki gram malzeme (mesela kaşar) koyuyorsunuz ya; insanlar onu yiyip, içindekini görünce ne kadar üzülüyor farkında mısınız?
| Siz o poğaçanın (itiraf ediyorum, gidip yazım kılavuzundan yazılışına baktım) içine iki gram malzeme (mesela kaşar) koyuyorsunuz ya; insanlar onu yiyip, içindekini görünce ne kadar üzülüyor farkında mısınız?
† İnsanlar ne kadar çok hata yaparsa, hatasını kabul etmeyi o kadar çabuk öğrenir ("Practise makes perfect"). Ancak günümüz koşullarında insanlar mükemmeliyetçiliği amaçlayıp, "hatayı sıfıra indir"meye çalışmaktadırlar. Özür dilemek, işte bu yüzden bu kadar mesele haline gelmiştir.
† Ha, bakın bu "Yılmaz"dı mesela...
‡ Siz siz olun, beyin kimyanızla çok fazla oynamayın. Birazdan yazacaklarımı okuyunca, beni şu seksenlerdeki "çiçek abi"ler (zira pek çocuklukları kalmadı artık) görünebilirim ama; bırakın dopaminler özgürce dolaşsın; serotoninler birdir bir oynasın; noradrenalinler aksın, çoğalsın. Bırakın, karışmayın; beyninizi bulandırmayın.
‡ "Let it flow man! Peace!"
/ "Katastrof" sözcüğünden çok güzel efekt olur bence. Biraz düşününce buldum neyin efekti olabileceğini: İçi vazo dolu bir çuvalın, bir binanın birinci katından düşme efekti.
^ Eve geldiğimde, Cnbc-e Finans Kuşağı'nda "Perşembenin Gelişi" diye bi' programla karşılaştım ki, çok acayip. Adam, İtalyan Medici ailesinden bahsedip (şu aralar tekrar Assasin's Creed oynuyorum), Rönesans döneminde bankacılıktan bahsetti (bi' de öçm yüzünden sanat ve felsefe tarihi de öğrendim inceden). Oradan, günümüz para piyasasının nasıl kurulduğunu anlattı. Baya finans tarihi... Bi' de canlı anlatıyo'. Kilitlendim kaldım televizyonun başında. Haftaya yine bu saatlerde açıp bakmaya çalışacağım. Bakalım...
^ Bunun üzerine "Televizyonda güzel şeyler de var galiba. İzlesem mi n'apsam?" diye düşünmeye dalmıştım ki, zap yaparken. "Lale Devri" dizisinin fragmanını gördüm; ve saniyesinde fikrimi beyin kıvrımlarımdan birinin en derin köşesine geri koydum...
^ Nedeni, fragmanda şöyle bir cümle işitmem : "Ben ne kadar hamileysem, sen de o kadar değilsin."
^ o_0
| Bu sefer de böyle, oldu. Bi' daha ne zamana yazarım bilinmez. Görüşürüz.
| Hippie ki-yay
^ Bunun üzerine "Televizyonda güzel şeyler de var galiba. İzlesem mi n'apsam?" diye düşünmeye dalmıştım ki, zap yaparken. "Lale Devri" dizisinin fragmanını gördüm; ve saniyesinde fikrimi beyin kıvrımlarımdan birinin en derin köşesine geri koydum...
^ Nedeni, fragmanda şöyle bir cümle işitmem : "Ben ne kadar hamileysem, sen de o kadar değilsin."
^ o_0
| Bu sefer de böyle, oldu. Bi' daha ne zamana yazarım bilinmez. Görüşürüz.
| Hippie ki-yay