[ Bunun ne olduğunu bilmiyorum. Gerçekten. Google'da yaptığım "derin" araştırmalar (Yazının başlığını arama çubuğuna yaz. Görsellerde arat. Böyle yaptığın belli olmasın diye ilk birkaç sayfayı geç. Hatta kendine dört yapraklı birkaç tane yonca saplandığını düşünüyorsan, o malum butona bas, feşmekan...) sonucu buldum. Ne var lan orda?.. ]* Gün geçmiyor ki bir Uşak yolu sonrası daha benim canım sıkılmasın, böyle saçma sapan buraya zırvalamayayım. Güzel tabii güzel olmasına... Amma ve lakin ki; kendi çapında komik olduğunu düşündüğüm bu "şey"leri bulacağım derken göbeğim çatlıyor, kendimle yüzleşiyorum, bir sürü tatsız anıyı aklımdan geçiriyorum, düşünüyorum, daralıyorum vesair. Bunu da belirteyim istedim.
* Tabii ömrünü böyle geçir deseler, valla' billa' koşa koşa yaparım bu işi. Çok ciddi söylüyorum. Hani tek başına kal, gerekirse saatlerce duvara ya da herhangi bir yere saatlerce boş boş bak; ama haftada ya da ayda, artık ne olursa olsun, şöyle eli yüzü düzgün, okunabilir bir şeyler çıkar; yemeğini, yolunu, sodexo'nu (bu de neyse artık; bilmiyorum. "Kalıp espri" kullanmanın müptelasıyım efenim) öderiz deseler; yemin ediyorum size okulu, iyi yaşamayı s.ktir ederim (-Aha da küfür! Neredeydi bu RTÜK'ün numerosu?).
* Bugün bayram tatilinden dönerken fark ettim bundan keyif aldığımı. Yoldayız. Kulaklık da olduğu için kimse ilgilenmiyor benimle. Kendi halimde dışarı bakıyorum (hah tam burada bakmakla görmek arasındaki farka azıcık değinmek istiyorum. Zira, gittiğimiz yerlere, hangi yoldan gittik, yolda neler vardı, pek bilmem; hatırlamam da ben..). O esnada işte bu tip düşünceler geçiyor aklımdan. Ama görseniz nasıl eğleniyorum! Çılgın atıyorum resmen. Öyle.
* Genelde bu halet-i ruhiye'ye (doğru oldu mu bu şimdi? Pek emin olamadım da) ulaştığımda yazasım geliyor. Sanırım, şu son zamanda yazdıklarımın büyük bir kısmı, bundan olma. Bu yüzdendir ki yarısı ya Uşak, ya da İzmir'deki ulaşım yolları ve araçları ile bunların içinde gördüklerim üzerine oluyor. Haliyle pek de bir yere varamıyor zırvaladıklarım...
* Neyse ne...
__
| Yani yirmi bir yıllık ömrümün nereden baksan bi' üçte birini geçirdiğim Uşak hala şaşırtabiliyor beni. Somali'den gelmiş iki gençle konuştum mesela. Başbakana yakın, ünlü bir sanatçı da olmadığım için bunu yapabilmem, haliyle, azıcık zordu ama garip bir şekilde bu da gerçekleşti işte. Gerçi kendi yerel dillerinden başka bir dil bilmedikleri, sadece son iki aydır İngilizce ve Türkçe öğrenmeye çalıştıkları için muhabbet, isimlerini öğrenmekten öteye pek gidemedi ama yine de iyiydi.
(Açık konuşayım, herhangi bir halkı aşağı görmek gibi, b.ktan bir davranışta bulunduğumu düşünmeyin diye, düşündüm, düşündüm; ama bu maddeye devam etmenin bir yolunu bulamadım. O yüzden böyle saçma sapan bir yerde bitiriyorum).
| Ha size bir tavsiyede bulunayım. Bir ara "badak"ın ne olduğunu öğrenin. Ama adam akıllı bir yerden. Ciddiyim.
‡ İleride kariyer olarak "duvara bakar yazar", "boş gezenin boş kalfası" ya da "kaldırım mühendisi" olmayı düşünüyorum ( ıııy bu sonuncusu iğrençti ben de kabul ediyorum ). Hani şu an için adamakıllı para kazanmak, sabit düzgün ve olağan bir hayat sürmek ( okuyorsa buradan ZBS'ye selam ederim); o kadar uzak kavramlar gibi geliyor ki bana. Korkuyorum. Çünkü bundan yaklaşık bir iki sene önce aklımın ucundan geçmezdi bunlar. Kabul edemezdim bunları olmayı. Böyle bir boşluk yok ya. Anlatamıyorum zaten farkındaysanız. Bilincindeyim böyle yaşamımı sürdüremeyeceğimin. Ama hayatımda ilk defa bir ihtimalin peşinden gidiyorum. "Ya sürdürebilirsem, böyle boş beleş bir şekilde hayatımı?"
Evet; millet gerçekten olmasını umut ettiği bir şeyin (kız, iş, ideal) ihtimali üzerinden hareket eder. Bense korktuğumun üzerine depar atıyorum resmen.
Korkuyorum.
+ Bi' şarkıda diyo' ya hani. Klibi falan da var hatta... Durun siz zahmet etmeyin ben sizin yerinize bulurum... http://www.youtube.com/watch?feature=player_detailpage&v=7FUmBpW-uR8#t=104s
‡ İleride kariyer olarak "duvara bakar yazar", "boş gezenin boş kalfası" ya da "kaldırım mühendisi" olmayı düşünüyorum ( ıııy bu sonuncusu iğrençti ben de kabul ediyorum ). Hani şu an için adamakıllı para kazanmak, sabit düzgün ve olağan bir hayat sürmek ( okuyorsa buradan ZBS'ye selam ederim); o kadar uzak kavramlar gibi geliyor ki bana. Korkuyorum. Çünkü bundan yaklaşık bir iki sene önce aklımın ucundan geçmezdi bunlar. Kabul edemezdim bunları olmayı. Böyle bir boşluk yok ya. Anlatamıyorum zaten farkındaysanız. Bilincindeyim böyle yaşamımı sürdüremeyeceğimin. Ama hayatımda ilk defa bir ihtimalin peşinden gidiyorum. "Ya sürdürebilirsem, böyle boş beleş bir şekilde hayatımı?"
Evet; millet gerçekten olmasını umut ettiği bir şeyin (kız, iş, ideal) ihtimali üzerinden hareket eder. Bense korktuğumun üzerine depar atıyorum resmen.
Korkuyorum.
+ Bi' şarkıda diyo' ya hani. Klibi falan da var hatta... Durun siz zahmet etmeyin ben sizin yerinize bulurum... http://www.youtube.com/watch?feature=player_detailpage&v=7FUmBpW-uR8#t=104s
Kafamın içinden bu geçiyor bazı bazı.
| Sağ elinin işaret ve orta parmağını birleştirip, yine sağ şakağına, o parmaklarının ucuyla, hem asker selamı, hem de "düşün" derken yapılan el hareketi gibi hafifçe iki kere dokunur kahramanımız...
Hadi kalın sağlıcakla.
